
Köklerimiz
Bundan onlarca yıl önce, babamızın ilk kovanını yerleştirdiği o yüksek rakımlı yayla, bugün Aretia’nın ruhunu oluşturuyor. O günlerde ne fabrikalar ne de seri üretim bantları vardı; sadece elleri reçine kokan bir adam, binlerce çalışkan arı ve el değmemiş bir doğa vardı. Babamız bize tek bir şey öğretti: “Arıya saygı duyarsan, o sana şifasını verir.”
Doğaya Sadakat
Aretia ismi, işte bu sadakatten doğdu. Biz ballarımızı hiçbir zaman “üretmedik”; biz onları doğanın izin verdiği ölçüde, arılarımızdan ödünç aldık. Kestane ormanlarının sert ama asil kokusunu, yayla çiçeklerinin o zarif hafifliğini hiç bozmadan, olduğu gibi kavanozlara taşıdık. Ne bir damla katkı, ne de yüksek ısılı işlemler… Sadece babamızdan gördüğümüz o sabırlı bekleyiş.
Bugün ve Yarın
Şimdi o eski kovanların yanına yenilerini eklerken, aynı heyecanı taşıyoruz. Modern dünyanın hızına inat; biz hala yavaşlığı, doğallığı ve o ilk günkü dürüstlüğü savunuyoruz. Aretia, sadece bir bal markası değil; bir ailenin toprağa, çiçeğe ve en önemlisi emeğe olan vefa borcudur.